Buharlı Makinelerden 4. Endüstri Devrimine: Tarihsel Bir Bakış Açısıyla 4. Endüstri Dönemini Anlamak

Yaşadığımız dönemi birçok kuramcı farklı isimlendirmiştir. Herman Kahn “post ekonomi toplum”, Daniel Bell “post endüstriyel toplum”, Peter Drucker “bilgi toplumu”, Ralf Danrendorf “hizmet tabanlı toplum”, Zbigniew Brzeziński “teknokratik çağ”, Yasuda Masuda “enformasyon toplumu”, Manuel Castells “network toplumu” (Bozkurt, 2006:20), Klaus Schwab ve Hennig Kagerman ise “4.Endüstri Devrimi” olarak isimlendirmektedir.

 Kuşkusuz yaşadığımız dönemi kuramsallaştırma çabaları önemlidir. Ünlü sosyolog Krishan Kumar’ın(2013) belirttiği gibi bu isimlendirmeler özde büyük benzerlikler taşımaktadır. Kuşkusuz kuramcıları bu denli farklı ismlendirmeye yol açan temel neden teknoloji kavramına yüklenen anlamladır.

Yaşadığımız dünyayı tamamen değiştirebilecek bir endüstriyel devrimin şafağındayız. Kapsam ve karmaşılık bakımından yaşanıla(cak)n bu teknolojik devrim insanlığın daha evvel yaşamış olduğu devrimlerden tamamen farklı olacaktır. Kamu ve özel sektörleri derinden etkileyecek bu endüstriyel dönüşüm, akademik çevreler ve sivil toplum kuruluşlarının aktif tartışma konusudur.  Dolayısıyla ilk tartışılması gereken şey insan-teknoloji ilişkisidir.

Geçmişte daha çok özel bir maharet ya da sanat anlamına gelen teknoloji, günümüzde çok daha geniş bir anlama sahiptir. Ünlü Alman felsefeci Martin Heidegger, Tekniğe İlişkin Soruşturma (1998) isimli eserinde teknoloji kelimesinin kökeni şöyle açıklar:

Sözcük Yunanca’dan gelmektedir. Technikon, techneye ait olan anlamına gelmektedir. Bu sözcüğün anlamı konusunda iki şeye dikkat etmemiz gerekmektedir. Bunlardan biri, techne’nin yalnızca zanaatkârların faaliyetleri ve becerilerine verilen bir ad değil, aynı zamanda akıl sanatları ile güzel sanatlar için de kullanılan bir ad olduğudur. Techne, meydana getirmekle [açığa çıkarmakla], yani poiesis ile ilgilidir; poetik [poietic] bir şeydir (Akt Ardut, 2014:25).

Heidegger’e göre teknoloji bir keşif şeklidir. Heidegger ‘teknik’ kavramı, pasif bir hâlde gözden uzak olan bir potansiyelin açığa çıkması, bağımsızlaşması olarak ifade ederken, bu hâlin gerçekleşmesi sırasında yer alan olguların insana bağımlı yapısına dikkat çeker. Bu nedenle teknolojinin, günümüzde bir araç ve insan edimi olarak kavranışı, teknolojinin araçsal [enstrümantal] belirlenimidir. Modern teknoloji de sonuca ulaşmak için gerekli bir araçtır. Dolayısıyla, Heidegger teknolojinin kaynağının insanın keşfetme güdüsü olduğunu belirterek insan ve teknoloji arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışır (akt. Akdağ, 2015).

Sosyal teoride birçok kuramcı teknoloji ve toplum felsefesi arasındaki ilişkiyi analiz etmeye çalışmıştır. Birçok Aydınlanmacı düşünür, toplumsal ilerlemenin temelinde teknik gelişmenin olduğuna inanmaktaydı. Babbage Tanrı’nın şefkatine yaklaşmak için çok daha fazla çalışılması gerektiğini düşünüyordu. Babbage’a göre, üretim sürecinde bireyin doğuşunda varolan tembellik güdüsünü kontrol altına alabilmek için üretim sürecinde makineleşmeye gerek vardı. Makineleşmeyle birlikte daha fazla üretim yapacak olan insanlık Tanrı’nın insanlara verdiği aklı en iyi şekilde kullanmış olacaktı (Witheford, 2004: 6; akt. Akdağ, 2015).

Dolayısıyla teknoloji, Aydınlanma dönemi kuramcılarından itibaren insanın hedeflerine kolay ulşamalarını sağlayan ve insanlığın gelişmesine katkıda bulunulan bir çeşit ölçüt kabul edilmiştir.

Aşağıda tabloda insanlığın 18. yy’dan beri yaşamış olduğu endüstriyel değişim detaylı bir şekilde analize edilmiştir.

buharli_makina
Birinci Endüstri Devrimi, üretimi mekanize etmek için su ve buhar gücünü kullanımı ifade eden dönemi kapsamaktadır. 1765-1780 yılları arasında ilk dokuma endüstrileri oluşturmuştur. 1769 ile 1780 yılları arasında pamuk eğirme makinasını Arkwrigth mekanik dokuma tezgahına dönüşterek, teknolojik devrimin önünü açmıştır.

J. Watt’ın buharlı makine icadıy endüstriyel dönüşümde köklü bir etki yaratmıştır. 1807 yılında ilk buharlı gemi inşaatı tamamlanmış; on dört yıl sonra gemi seferleri denizcilik seyahatleri ile başlamıştır. Stephenson’un 1820’larda başlayan lokomotif çalışmaları 1830’larda ilk trenlerin çalışmaya başlamasıyla sonuca ulaşmıştır. 19. yüzyılda yaşanan bu teknik gelişmeler milyonlarca yıldır duraklayan insanoğlunun artık sonsuza kadar sürüp gidebilecek ilerleme içine girdiği duygusunu uyandırmıştır.

İkincisi Endüstri Devrimi, üretim süreçlerinde elektrik enerjisinin kullanılarak fabrika üretim sürecini ifade eden dönemi kapsamaktadır. Bu dönemi birinci endüstri döneminden ayıran temel özelliği, üretim sürecinin, verimlilik ve iş disiplini üzerine kurulmasıdır. Toplumların yaşamış oldukları teknolojik devrimler ile birlikte verimlilik ilkesinin gündelik hayatımızdaki etkisi giderek artmaktadır. Henry Ford, 20. yüzyıl başlarında geliştirdiği “T Tipi Üretim Modeli” ile üretim sürecinde köklü değişiklere yol açmıştır. Ford’un üretim modeli teşebbüsün üretim süreçlerinin aileden ayrılarak dev fabrikalarda yapılmasını ifade etmektedir.. Aynı şekilde Frederick Winslow Taylor “Bilimsel Yönetim İlkeleri”ni üretim süreçlerinde daha fazla verim elde edebilmek için geliştirmiştir. Taylor’a göre örgütsel verimliliği artırabilmek için üretim süreçlerinin parçalara ayrılması gerekir. Taylor geliştirdiği hareket ve zaman etütleri ile bir işin en kısa sürede nasıl yapılabileceğini hesaplamaya çalışmıştır.

Üçüncü Endüstri Devrimi, üretim süreçlerini otomatikleştirmek için elektronik ve bilgi teknolojilerinin kullanılmaya başlandığı dönemi ifade etmektedir. Bu dönemde programlanabilir akıllı makinelerin kullanılmaya başlanması üretim süreçlerinde verimliliği artırmıştır. Bu dönemde iş bölümü ve uzmalaşmanın aşırı derecede arttığı, rasyonel bir şekilde işlerin küçük parçalara ayrılarak çok sayıda farklı uzmanlık alanları ortaya çıktığını görmekteyiz.

4. Endüstri Devrimi, son yüzyılın ortasından başlayan ve halen yaşadığımız dijital devrim sürecini ifade etmektedir. Üçüncü sanayi devriminden bu yana devam eden insan-makine otomasyonun en yüksek seviyesine ulaştığı bu dönemde, yönetim süreçleri dijitalleşerek işletmelerde köklü değişikliklere yol açmıştır. Bu dönem sayısal, fiziksel ve biyolojik alanların çizgilerini bulanıklaştırarak farklı teknolojik ürünleri kaynaştırmıştır. Bu dönem Üçüncü Endüstri Döneminden, hız, kapsam ve sisteme etkileri bakımından ayrılmaktadır. 4. Endüstriyel dönem ile birlikte inovasyon kavramı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar önemli hale gelmiştir. İnovasyon, işletmetlere yeni ürün geliştirmeleri konusunda teşvik etmekle birlikte yönetim süreçlerinin de buna uygun hale getirilme süreçlerini ifade etmektedir.

4. Endüstri Dönemi temel olarak Bilişim Teknolojileri ve Endüstriyi bir araya getirmeyi hedeflemektedir. Bu gelişmelerle 4. Endüstri Döneminde üretim tesisleri; makinelerin, lojistik ve depolama sistemlerin, araç gereçlerini küresel ağlara dönüşecektir. Akıllı cihazlarla donatılmış fabrikalarda birbirleriyle bulut teknolojileriyle bağlantılı kendi kendine kalite kontrolu yapan ve fabrikaların üretimde yaşanan hata ve aksaklıkları otomatik olarak çözmektedir. Diğer bir ifadeyle 4. Endüstriyel Dönem ile birlikte ilk defa insanoğlu, üretilen malzemelerin takibini yapıyor ve atık maddelerin tekrar üretime katılmasını sağlayarak kaynak verimliliğinden de maksimum fayda etmeyi planlamaktadır.

4. Endüstriyel dönemi ile birlikte işletmeler için “zaman” ve “mekan” kavramı anlam değiştirmektedir. Endüstri toplumunun stratejik kaynağını oluşturan “sermaye” yerini 4. Endüstriyel dönem ile birlikte “bilgi” ve “bilgi kuruluşları”na bırakmaktadır. Dolayısıyla yaşadığımız dijital devrim, fabrikaları “akıllı fabrika”lara dönüştürmektedir. Diğer bir ifade ile dünyanın “global köy” olmasından öte işletmelerin “global bir köy” olmasının önü açılmıştır.
4. Endüstriyel dönem ile birlikte işletmeler “veri madenciliği” kavramı yerine “big data” analizine yönelerek; mevcut hedef kitlesinin talep ve isteklerine cevap vererek, pazar payını büyütme imkanına sahip olmaktadır.

Belirli bir ekonomik değere sahip canlı-cansız her nesnenin internete bağlanarak diğer objelerle iletişim ve etkileşim haline geçeceği ve böylelikle akıllanacağı “nesnelerin internet” devrimi hızla gelişiyor. “Internet of Things” diğer bir ifade ile “nesnelerin internet” ile hızla dijitalleşen fiziksel dünya, milyarlarca bilgi objelerle birleşim sağlayarak, özgün bir yapıya kavuşmaktadır. Yani, milyonlarca dolarlık yatırım yapılarak genom laboratuvarları kurmak yerine çevrimiçi RNA girişleri gen haritalarının çıkarılması mümkün hale gelmektedir.
Kuşkusuz 4. Endüstri devrimi devam eden bir süreci ifade etmektedir. İnsanoğlu hiç olmadığı kadar bilgiye sahip konumda ve bunu pozitif yönde kullanabilme potansiyeline sahiptir. Ve yaşanılan bu endüstriyel devrim ile birlikte üretim, yönetim ve yönetişim sisteminin dönüşümünü müjdeliyor.

KAYNAKÇA

AKDAĞ, Gökhan (2015) “Gözetim Toplumu” Teorilerinin Tarihsel ve Teorik Bir İncelemesi, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilmeler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisan Tezi: Aydın
ARDUT, Selçuk (2014). Teknoloji-İnsan Birlikteliği, Ayrıntı Yayınları: İstanbul.
BOZKURT, Veysel(2006) Endüstriyel&Post Endüstriyel Dönüşüm, Ekin Kitabevi: Bursa.
HEIDEGGER, Martin (1998) Tekniğe İlişkin Soruşturma, Çev. Doğan Özlem, Paradigma Yayınları: İstanbul.
KUMAR, Krishan(2013) Çağdaş Dünyanın Yeni Kuramları, çev. Mehmet Küçük, Dost Kitabevi: Ankara.
WITHHEFORD7, N. D. (2004). Siber Marx, Çev. Ali Çakıroğlu, Aykırı Yayınları: İstanbul.

The message will be closed after 20 s